
Gününüz dünyasının göbeğine oturup sallanıp duran terimlerden biri.
Herkesin bildiği o kelime,herkesin ihtiyacı olduğunu düşündüğü o süreç,o iyileşme,o kendine gelme,o herşeyi bilme ihtiyacı.
Almanya'dan dönüş sonrası detaylarını geçtim kaba anlatım ile bile izah edemeyeceğim sert düşüş ve zayıf kalkındırmalar sonucu ruhumun ipleri iyice gevşemeye başladı.
Ne aile dizimi ne yaşam koçu ne astrolog hiç biri işe yaramadı.
Her biri bir yama gibi durdu ruhumda..değildi bu ihtiyacım olan,
İyileşmeye böyle gidilemezdi,içimde çok derin bir yerdeki ses bu yollara başvurmanın aptalca olduğunu haykırıyordu ama elimdeki imkan ve bildiğim çareler bunlardı.
Benim için aptalcaydı..yoksa bu alanlarda hizmet verenlere çamur atmak değil niyetim..
Enteresan ruhum ve garipsenen herşeyi bir şekilde düzene koymanın çaresizliği içindeydim.
Geri dönüşün bir türlü üzerinden atılmayan olumsuz etkileri,çevredeki tanıdığım aileler ile benim gelişim ve değişimi elimde olmadan kıyaslama alışkanlığım,haset değil kıskançlık değil,kendi halimde her daima mevcut gelişim tahtamdaki istatististiklerimin gün geçtikçe dibe doğru düşmesi ruhumu sömürmekten başka işe yaramadı..
Sağım solum hayalsizlik.
İçim dışım bir yumak bir kördüğüm..
Defalarca da dile getirmeye çalışıp kiminle paylaştıysam bir noktadan sonra onların gözünde gördüğüm değersizleşmiş olma gerçeğinin soğuk havası..
Çözeyim tamam,düzeleyim ona da tamam..ama nasıl,kiminle?
Kaç kişi fark eder bilmem,ruhsal bir çöküntü yaşayan insanların aslında savaştıkları cephelerden en acı vereni kendilerini tam olarak ifade edememek dışında,anlattıkça itibarlarının büyük oranda zarar görmesidir..
Ne dehşetli bir hal..
Ben de öyle işte,arkadaş dediğim dost bellediğim kim varsa kendimi anlatmaya çalıştım ve her biri sağ olsun bir kulak bir kucak bir zaman dilimi uzattı..ama yetmedi..
Yetmeyebiliyor bazen içindeki boşluğu bir kişinin yardımı ile doldurmak mümkün olmayabiliyor-muş.
Ruhunun ortasına bir bomba atıldığını düşün,canlandır biraz kendi zihninde ve bu bomba bir çok şeyi yerle bir etmiş yakmış kavurmuş kül etmiş..
Ağaçlarını çiçeklerini ve hatta gökyüzünü bile..tam da böyle..
Bu manzarayı anlatabilmek hele ki empatilerini tetikleyebilmek bencillik gibi görünse de insanın canı yanarken bu bencilliği de sergileyebiliyor.
Canı yanıyor çünkü..yanmasın canım yeter ki diyerek onu dinleyeni ona yardım eli uzatanı sömürebiliyor..boğulurken yardıma geleni dibe çekip boğulmasına sebep olmak gibi bir şey düşün..
Tam da öyle,yine..
Bolluğun içinde her zaman kalabalıklaşma olur,bu kaçınılmaz.
Günümüz dünyasının bolluğu da ruhsal anlamda bir nefes almak için çare arayan insanlar,frekanslardan tutun da ta ki kedilerin şifacılığına kadar uzanan önerileri olan uzmanların peşine takılıyor.
Cümlenin devrikliğini lütfen hoş karşılayın,düşüncelerimi olabildiğince düzenli aktarmaya çalıştığımdan böyle oluyor ve baltalamak istemiyorum içimdeki yazı çağlayanını..
Başvurup talep edilen miktarları veriyor karşı taraftan içimizdeki o yarayı o çiziği o pürüzü gidersin diye bekliyoruz..ama olmuyor her zaman..
Başka bir şeyler var dozajında mı bir sıkıntı oldu acaba yoksa ben mi tam anlatamadım algılayamadım mı acaba söylenenleri önerileri tam duyamadım mi eksik mi yaptım diye diye dört gözle beklenen sonuçlar hariç bir çok gırdabın içinde buluyoruz kendimizi.
Sonra ben psikoloğa gittim..eşim,kendini düzlet dedi,tamam dedim.
İkinci seansta benim daha fazla ihtiyacım olmadığını söyleyerek günlük yürüyüş ve bir de okumam için bir kitap önerip beni gönderdi.
Nasıl gücüme gitti anlatamam..var ihtiyacım,anlatmak istediğim onca şeyim,var yani..
Parasıyla bir de sadakacı mıyım ben neden bu şekilde gönderdi beni diye diye gücenmeye devam ediyorum ona..?
Zihin
Zihin susmuyor..iç sesim susmuyor..
Kimisi iç sesin nefsin sesi olduğunu söylüyor ne kadar yerinde bir söz acaba,düşündüm günlerce,olabilirdi de..kafa karışıklığı yaptığı için bunu başka bir zaman düşünmek üzere erteledim..
Zihnim beni düzelt beni düzenle azıcık el at temizle şu çöpleri şu kaygıları bu endişeleri Allah aşkına kapımızın önünde bi kaldır dercesine haykırıyor ve nedense küçülüyordu sanki..
Belirli şeyler yapıyor belirli yiyecekler tüketiyordum belirli yerlere gidiyor ve günler geçtikçe ilgi alanlarım merak duyduklarım keyif aldıklarım azaldıkça buharlaşıyor yok oluyordu sanki..
Kendim yok oluyordum özetle..
Sadece nefes alan bir kadındım,çocuklarımın annesi,onların dünyası bendim ama şeffaflaşmış yorulmuş ormanlarını kaybetmiş gökyüzünde kuşları olmayan bir dünya gibi hisseden bir anneye dönüşmüştüm..
Mekanik olarak uyanıyor kahvemi yapıyor çocukları okula götürüyor ve geride bekleyen ev işlerini hallediyordum,arkadaşlar ile buluşuyor çok içimden gelmese de gülümsüyor,olabildiğince şık giyiniyor cilt bakımımı ihmal etmiyor ve geceleri tek başıma yatağa girip uyumaktan nefret ediyordum.
Sabahları telefonumun alarmı çalar çalmaz yataktan çıkıyor haftasonları hiç bir işimin olmamasına rağmen yatakta duramıyor kendimi asla rahat gevşemiş huzurlu hissetmiyordum..
İçgüdüm çıldırmış bir at gibi..beni koşturup durmaktan başka bir şey yapmıyordu..
Bu noktaya ulaşınca arkadaşımın görüştüğü psikologun bilgilerini istemeyi düşündüm.
En son gittiğim psikoloğa her ne kadar garezli olsam da başka birine de şans verip önyargılı olmak istemedim..
Psikolog ile iletişime geçtim,randevumu aldım..
Ziyaretten önce zihnimi BURADAKİ yazımda anlattığım gibi çok basit ve günlük işlerimi olabildiğince düzgün yaparak sakinleştirip olduğu kadar bir dengeye getirerek yeni psikoloğun kapısını çaldım..
..devam edecek
0 Yorumlar