Kelsterbach

 


Dido çalıyor:The Day Before The Day

Yunanistana kesin dönüş yapmak üzereyken toplanan eşyaların kokusu burnumda hala..ve onun ısrarı.

Günlerce ikna etmeye çalışman,olumlu yanlarını anlata anlata bitiremeyişin.

Yanlışı güzelleştirmelerin,suçunu örtüşün,korkunu gizleme eylemlerin..

Bunları görmüyor ama ne zaman kesin dönüşü konuşmaya kalksak büyük bir yanlışın içine çekildiğimi hissediyordum ama tanımını yapamıyordum..

Ben uyuşmuş uyuşturulmuştum zaten.

İrademi teslim almışsın,karar verme mekanizmam köreltmiş,sezgilerim felç etmiştin..

Yine de o büyük  büyük ağlamalarım hep bu günlereymiş gibi ağlandı..o gözyaşları sanki ta o zamandan bu gün başıma geleceklerin ön ödemesi niteliğindeymiş..bilemedim..





İkindi vakti o evin balkonundan bakınca nehre düşen güneşin ışınları hala gözlerimin önünde bıcak gibi kesiyor içimi bir şeyler..

Kokusunu da alıp geldim o evin.

Duvardaki yumruk izini de,Çarşamba ve Cumartesi günleri düzenenen bit pazarını da.

Sonbaharda dökülen ağaçların yapraklarını da.

Işınlarını da ikindi güneşlerinin,salona akan ışınların bitkilerimin arasında dolaşımını aldım.

Sokakta oyun oynayan çocukların tatlı seslerini aldım.

Akşama yakın karatavuk kuşlarının ötüşünü aldım..

Bir kendimi alamadım..orada bıraktım..


Yorum Gönder

1 Yorumlar